Sokaktaki Adam / Bölüm 4
Sokaktaki Adam: O Gerçekte Kim?
Bir kavramın içinden çıkıp gerçek insanlarla tanışmak
muhatap masası / Hezarfen Çelebi
Editörün odasına bu kez daha hazırlıklı girdim.
Kavramın peşinden epey yürümüştüm.
Başka dillerdeki karşılıklarına bakmıştım.
Gazeteleri karıştırmış, televizyonları izlemiş, siyasetçilerin, ekonomistlerin ve reklamcıların anlattığı “sokaktaki adam”ları yan yana koymuştum.
Defterim notlarla doluydu.
“Sanırım buldum,” dedim.
Editör gözlüğünün üzerinden bana baktı.
“Öyle mi?”
“Evet.”
Bekledi.
“Sokaktaki adam galiba esnaf.”
Gülümsedi.
“Peki dükkânını yeni kapatan işçi?”
Sustum.
“O da olabilir.”
“Öyleyse işçi.”
“Ya öğretmen?”
“Ya hemşire?”
“Ya kurye?”
“Ya çiftçi?”
Her yeni meslekte cevabım biraz daha küçülüyordu.
En sonunda dayanamadım.
“Peki kim bu sokaktaki adam?”
Editör masasına yaslandı.
“Git.”
“Yine mi?”
“Bu kez cevap arama.”
Kısa bir süre durdu.
“İnsanlarla tanış.”
İlk durak: Mahalle bakkalı
Sabah erkenden mahalledeki bakkala uğradım.
Kapıyı yeni açmıştı.
Kepengi kaldırdı, kasaları içeri taşıdı, ekmekleri tezgâhın yanına dizdi.
Henüz ilk müşteri gelmeden dükkânın önünü süpürmeye başladı.
Bir süre sonra yaşlı bir kadın içeri girdi.
Bakkal, kadın daha söylemeden her zamanki ekmeğini uzattı.
Ardından okula yetişmeye çalışan bir çocuk geldi. Parasını tezgâha bırakıp suyunu aldı.
Bakkal, çıkarken arkasından seslendi:
“Montunun fermuarını kapat.”
Mahallede kimin çocuğunun üniversiteyi kazandığını, kimin annesinin hastaneye yattığını, kimin birkaç gün sonra ödeme yapacağını biliyordu.
Onu izlerken aklımdan aynı soru geçti:
Sokaktaki adam bu muydu?
Bir esnaf…
Bir komşu…
Bir mahalle hafızası…
Yoksa hepsi birden mi?
Defterime ilk notumu yazdım:
Muhabirin Defteri — Bakkal
Bir insanın mesleğini öğrenmek, onun kim olduğunu öğrenmeye yetmiyor.
Berber koltuğunda
Sonraki durağım berberdi.
İçeride makas ve tıraş makinesi sesleri vardı.
Ama en çok konuşan onlar değildi.
Futbol konuşuluyordu.
Kiralar konuşuluyordu.
Çocukların okul masrafları…
Mahallede kapanan dükkân…
Uzun süredir görünmeyen bir komşu…
Berber bir yandan saç kesiyor, bir yandan aynanın karşısındaki insanı dinliyordu.
Kimisi konuşmak için gelmiş gibiydi.
Kimisi susmak için.
Aynı koltuğa oturan insanların hayatları birbirinden farklıydı. Fakat her biri orada kendinden küçük bir parça bırakıyordu.
Yine aynı soruya döndüm:
Sokaktaki adam berber miydi?
Yoksa koltukta sırasını bekleyen müşteri mi?
Belki konuşan…
Belki dinleyen…
Belki de o anda hiçbir şey söylemeden aynadaki yüzüne bakan kişi…
Muhabirin Defteri — Berber
Aynı mekânda bulunan insanlar, aynı hayatı yaşamıyor.
Fabrika servisi
Ertesi sabah gün doğmadan bir servis durağına gittim.
Şehir henüz tam uyanmamıştı.
Kaldırımın kenarında bekleyen insanlar vardı.
Birinin elinde yemek çantası…
Birinin omzunda montu…
Bir başkasının gözleri hâlâ uykulu…
Çok konuşmuyorlardı.
Servis uzaktan göründüğünde herkes aynı anda toparlandı.
Kapı açıldı.
İnsanlar alışılmış bir sırayla yerlerine oturdu.
Kimse onları uğurlamadı.
Kameralar gelmedi.
İsimleri o gün herhangi bir yerde yazılmadı.
Fakat servis hareket ettiğinde üretim hattına, depoya, atölyeye ve vardiya başına doğru ilerleyen onlarca hayat da hareket etti.
Onlara bakarken sorum bir kez daha değişti:
Sokaktaki adam, sabahın karanlığında işe giden bu insanlar mıydı?
Ama hangisi?
Öndeki koltukta uyumaya çalışan mı?
Telefonunda çocuğunun fotoğrafına bakan mı?
O gün vardiya çıkışında ne yapacağını düşünen mi?
Muhabirin Defteri — Servis
Kalabalığa uzaktan bakınca herkes birbirine benziyor. Yaklaştıkça her yüz başka bir hayat açıyor.
Parktaki emekli
Öğleden sonra parkta tek başına oturan yaşlı bir adamın yanına oturdum.
Önce konuşmadık.
O, bastonunu iki dizinin arasına almış, oyun oynayan çocukları seyrediyordu.
Bir süre sonra karşıdaki ağacı gösterdi.
“Eskiden burada yoktu,” dedi.
Sonra parkı anlatmaya başladı.
Bir zamanlar koşarak geçtiği yolu…
Çocuklarını getirdiği salıncağı…
Şimdi torunlarını beklediği aynı bankı…
Konuşurken yıllar, parkın içinden yeniden geçiyordu.
Ben çok az soru sordum.
O, kendisini dinleyen biri olduğunu fark ettikçe anlatmaya devam etti.
Bir ara yüzüme baktı.
“Sen kimi arıyorsun?” dedi.
Hazırlıksız yakalanmıştım.
“Sokaktaki adamı.”
Gülümsedi.
“Sokakta çok adam var evlat.”
Sonra yeniden çocuklara döndü.
Defterime uzun süre hiçbir şey yazamadım.
Muhabirin Defteri — Park
Belki de sorunun cevabı zor değil. Belki soru, tek bir insan aradığı için yanlış yerde duruyor.
Eve dönüş
Akşam eve dönerken gün boyunca karşılaştığım insanları düşündüm.
Bakkal…
Berber…
Fabrika servisine binen işçiler…
Parktaki emekli…
Hepsi sokaktaydı.
Ama hiçbirini tek başına “sokaktaki adam” diye göstermek doğru gelmiyordu.
Çünkü bakkal yalnızca esnaf değildi.
Berber yalnızca saç kesmiyordu.
Servise binen insanlar yalnızca işçi değildi.
Parktaki adam yalnızca emekli değildi.
Her birinin kendine ait bir adı, geçmişi, sorumluluğu ve beklediği bir yarın vardı.
Ben bir insan arıyordum.
Karşıma hayatlar çıkıyordu.
Muhabirin Defteri
Bugün soruma cevap bulamadım.
Ama sorunun kendisi değişmeye başladı.
“Sokaktaki adam kim?” dediğimde karşıma tek bir kişi çıkacağını sanıyordum.
Şimdi ise aynı cümlenin içine sığdırmaya çalıştığımız insanların birbirinden ne kadar farklı olduğunu görüyorum.
Bir doktor da olabilir.
Bir kasiyer de…
Bir mühendis…
Bir çiftçi…
Bir öğrenci…
Bir anne…
Bir baba…
Bir emekli…
Ama “olabilir” demek hâlâ yetmiyor.
Çünkü meslekleri saydıkça insanı tanımış olmuyorum.
Yalnızca ona yeni etiketler ekliyorum.
Telefonum çaldığında hâlâ yürüyordum.
Editördü.
“Ne kadar mesafe katettin?”
Bir an yürüdüğümü gördüğünü sandım.
Oysa başka bir şey soruyordu.
Bu kez cevap vermek için acele etmedim.
“Ço değil.”
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
“Peki neden?”
“Sokaktaki adam diye tek bir kişiyi gösteremiyorum.”
“Bu kötü mü?”
Sokağın karşısından geçen insanlara baktım.
“Bilmiyorum.”
Sonra biraz daha düşündüm.
“Ama ilk kez onu gerçekten aramaya başladığımı hissediyorum.”
Editörün sesi sakinleşti.
“Güzel.”
“Şimdi ne yapacağım?”
“İnsanların ne yaptığına baktın.”
Kısa bir süre durdu.
“Bir sonraki adımda, içlerinde neler taşıdıklarına bak.”
Telefon kapandı.
Defterimi çantama koymadım.
Elimde açık bıraktım.
Çünkü artık karşıma çıkan her insan, soruyu biraz daha büyütüyordu:
Sokaktaki adam, o gerçekte kim?
Devam edecek…
muhatap notu
Bu anlatı, ChatGPT yapay zekâ teknolojilerinden destek alınarak hazırlanmıştır.
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz:
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.