Sokaktaki Adam / Bölüm 2

Sokaktaki Adam / Bölüm  2
  • ODAK
  • 22 Temmuz 2026 15:38 | Güncellenme: 3 Ağustos 2026 22:11
  • 0
  • A+
    A-
MASAÜSTÜ REKLAM ALANI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Sokaktaki adamın dünyadaki izleri

Aynı insan, başka dillerde başka adlarla karşımıza çıkıyor


muhatap masası / Hezarfen Çelebi

Bilgisayar ekranındaki imleç, boş sayfanın üzerinde sabırsızca yanıp sönüyordu.

Biraz önce editör masasından ayrılmıştım.

Görev belliydi:

“Sokaktaki adamı bul.”

İlk refleksim onu sokakta aramak olmuştu.

Sonra fark ettim ki belki de önce kelimelerin içinde aramalıydım.

Çünkü bazen bir insanın izine, ona verilen adın peşinden giderek ulaşılır.

Derin bir nefes aldım.

Arama kutusuna yine aynı iki kelimeyi yazdım:

Sokaktaki adam.

Karşıma binlerce sonuç çıktı.

Gazeteler…

Köşe yazıları…

Ekonomi analizleri…

Siyasi konuşmalar…

Araştırmalar…

Herkes ondan söz ediyordu.

Fakat kimse onu tanıtmıyordu.

Bu kez aramayı biraz değiştirdim.

İfadenin ilk kez ne zaman ve nerede kullanıldığını bulmaya çalıştım.

Sonuçlar çoğaldı.

Kesin cevap ise giderek uzaklaştı.

İlk kez burada şüphelendim.

Belki de tek bir kişinin bulduğu, doğum tarihi belli bir sözün peşinde değildim.

Belki farklı toplumların, gündelik hayatın içindeki sıradan insanı anlatmak için zamanla geliştirdiği ortak bir benzetmeyi izliyordum.

Araştırma beni Türkiye’nin dışına çıkardı.

Ben de oturduğum sandalyeden kalkmadan peşinden gittim.

İlk durak: Londra

Karşıma sürekli aynı ifade çıkıyordu:

The man in the street.

Kelime kelime çevrildiğinde bizi yine aynı yere götürüyordu:

Sokaktaki adam.

İngilizcede bu ifade, sıradan veya ortalama insanı anlatmak için kullanılıyordu.

Bir siyasi kararın, ekonomik gelişmenin ya da toplumsal tartışmanın insanlar arasındaki karşılığından söz edilirken o çağrılıyordu.

Bizde olduğu gibi, burada da tek bir kişiyi değil; çoğunluğu temsil ettiği varsayılan belirsiz bir insanı anlatıyordu.

Defterime ilk notumu düştüm:

Muhabirin Defteri — Londra

Sokaktaki adam bazen gerçekten sokakta karşılaşılan kişi değildir. Toplum adına konuşurken başvurulan ortak bir insan tasviridir.

İkinci durak: New York

Atlası biraz daha çevirdim.

Amerikan İngilizcesinde karşıma iki ayrı kullanım çıktı.

Biri, İngiltere’deki ifadeye oldukça yakındı:

The man on the street.

Diğeri ise bir isim taşıyordu:

Average Joe.

Joe’nun kim olduğu belli değildi.

Ama sıradan, gündelik hayatını yaşayan herhangi bir insanı temsil ettiği anlaşılıyordu.

Bir çalışan…

Bir komşu…

Sabah işe giden, alışveriş yapan, faturalarını ödeyen, ülkesinde olup bitenlerden kendi payına düşeni yaşayan biri…

Amerika, sıradan insana yalnızca bir yer değil, bir de isim vermişti.

Joe gerçek bir kişi değildi.

Fakat herkesin hayatından bir parçaya benziyordu.

Defterime ikinci notumu ekledim:

Muhabirin Defteri — New York

Bazen sıradan insanın yüzü yoktur ama bir adı vardır. İsim onu gerçek bir insana yaklaştırırken, aynı anda herkesin yerine de koyabilir.

Üçüncü durak: Paris

Fransızcada karşıma çıkan ifade neredeyse tanıdıktı:

L’homme de la rue.

Yani yine:

Sokaktaki adam.

Fransızcada bu ifade de belirgin bir özelliğiyle öne çıkmayan, ortalama insanı anlatıyordu. “Mösyö Herkes” anlamına yaklaşan Monsieur Tout-le-Monde ifadesi de aynı insan tasvirinin başka bir biçimiydi.

Diller değişiyor, fakat ihtiyaç aynı kalıyordu.

Toplumun büyük ve adı konmamış kesiminden söz etmek isteyenler, onu tek bir insanın içinde toplamaya çalışıyordu.

Defterime üçüncü notumu düştüm:

Muhabirin Defteri — Paris

Herkes adına konuşmak istediğimizde, önce hayalî bir “herkes” yaratıyoruz.

Dönüş yolu

Bilgisayarın ekranında üç farklı ülke, üç farklı kullanım duruyordu.

The man in the street.

Average Joe.

L’homme de la rue.

İsimler ve söylenişler değişiyordu.

Fakat hepsi, gündelik hayatın içindeki sıradan insanı tek bir ifadeye sığdırmaya çalışıyordu.

O anda editörün beni neden önce sokağa gönderdiğini biraz daha iyi anladım.

Ben, sokaktaki adamı tek bir kişide bulacağımı sanmıştım.

Oysa araştırdıkça karşıma bir insan değil, toplumların kendi sıradan insanını tarif etme biçimleri çıkıyordu.

Her dil ona başka bir ad veriyordu.

Ama hemen hepsi aynı kolaylığa başvuruyordu:

Milyonlarca farklı hayatı, tek bir insanın içine yerleştirmek.

Ekranı kapattım.

Bir süre sessizce oturdum.

“Sokaktaki adam” yalnızca bize ait bir ifade değildi.

Ama bu, onu daha anlaşılır hâle getirmiyordu.

Tam tersine, meseleyi biraz daha büyütüyordu.

Çünkü dünyanın farklı yerlerinde de insanlar adına konuşuluyor; farklı hayatlar, aynı ortalama insanın içinde birbirine benzetiliyordu.

Tam bunları düşünürken editör odasının kapısı aralandı.

“Nasıl gidiyor?”

Defterimi kapattım.

“Henüz sokaktaki adamı bulamadım.”

Editör bekledi.

“Ama ona farklı ülkelerde verilen adların izine ulaştım.”

Başını salladı.

“Güzel.”

Sonra kapıdan çıkmadan durdu.

“Şimdi Türkiye’ye dön.”

Bir an sustu.

“Çünkü bir kavramın başka ülkelerde kullanılması, burada kimi anlattığını açıklamaya yetmez.”

Kapı kapandı.

Ekranı yeniden açtım.

Dünyayı dolaşmıştım.

Ama aradığım insan hâlâ kendi sokağımda bir yerdeydi.

Devam edecek…


muhatap notu

Bu anlatı, ChatGPT yapay zekâ teknolojilerinden destek alınarak hazırlanmıştır.

Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz:

muhatapmerkez@gmail.com

muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.

ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ