Meslek aynı kalıyor, işi değişiyor
Yapay zekâ sağlık çalışanlarının yerini almaktan çok, mesleklerin sınırlarını yeniden çiziyor
Fotoğraf: Üsküdar Üniversitesi
muhatap masası / Pencere
Bir sağlık çalışanının diplomasını aldığı gün mesleğini öğrenmiş olduğunu düşünürdük.
Şimdi diploma, mesleğin son noktası olmaktan çıkıp başlangıç noktasına dönüşüyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin’in sağlık mesleklerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çeken taraf, yeni meslek isimlerinin uzun bir listesinden çok bu değişim.
Çünkü sağlık alanında ortaya çıkan tablo bize şunu söylüyor:
Meslekler ortadan kalkmıyor; yanlarına yeni beceriler ekleniyor.
Hemşire yine hastanın yanında.
Fizyoterapist yine hareketi ve iyileşmeyi takip ediyor.
Odyolog yine insanın işitme dünyasıyla ilgileniyor.
Sağlık yöneticisi yine sağlık hizmetinin doğru işlemesinden sorumlu.
Fakat artık yanlarında başka araçlar var.
Yapay zekâ…
Veri analizi…
Uzaktan hasta takibi…
Giyilebilir teknolojiler…
Robotik sistemler…
Dijital rehabilitasyon…
Ve bütün bunların ürettiği büyük miktarda sağlık verisi.
Bir hemşirenin işi nerede başlar?
Ertekin, yapay zekânın sağlık çalışanlarını işsiz bırakacağı düşüncesine karşı, teknolojinin rutin işleri azaltarak sağlık çalışanlarını daha nitelikli alanlara yönelteceğini söylüyor.
Bu yaklaşım özellikle hemşirelik açısından dikkat çekici.
Geleceğin hemşiresi yalnızca hastanın tansiyonunu ölçen kişi olmayabilir.
Uzaktan gelen verileri takip edebilir.
Erken uyarı sistemlerini kullanabilir.
Bir hastanın günler boyunca oluşturduğu sağlık verisindeki değişimi fark edebilir.
Ama bütün bunlardan sonra hâlâ bir insanın karşısına oturup ona ne olduğunu anlatması gerekecek.
Çünkü teknoloji veri üretebilir.
Fakat hastanın korkusunu anlamak hâlâ başka bir beceri.
Belki sağlık mesleklerinin geleceğini tartışırken asıl ayrım burada ortaya çıkıyor:
Makinenin yapabildiği işlerle, insanın taşıması gereken sorumluluklar birbirinden ayrışıyor.
Yeni meslek mi, yeni uzmanlık mı?
Sağlık yapay zekâ uzmanı, sağlık bilişimi ve veri analisti, tele-sağlık koordinatörü, genetik danışman, dijital rehabilitasyon danışmanı, sürdürülebilirlik yöneticisi…
Bu isimlerin bazıları bugün zaten karşılığı bulunan alanlara işaret ediyor; bazıları ise sağlık sisteminin gelişimine göre biçimlenecek yeni çalışma alanlarını tarif ediyor.
Dolayısıyla gençlerin önünde yalnızca “hangi bölümü okuyacağım?” sorusu bulunmuyor.
Bir başka soru daha geliyor:
Okuduğum mesleğin yanına hangi beceriyi koyacağım?
Belki bugün sağlık eğitimi açısından en önemli değişim de burada.
Bir hemşire veri okumayı öğrenebilir.
Bir fizyoterapist hareket analiz teknolojileriyle çalışabilir.
Bir sağlık yöneticisi yapay zekâ destekli süreçleri anlamak zorunda kalabilir.
Bir klinisyen, karar destek sisteminin verdiği sonucu değerlendirirken yalnızca teknolojiyi değil, onun sınırlarını da bilmek durumunda olabilir.
Diplomanın yanına ikinci bir meslek değil, ikinci bir okuryazarlık ekleniyor.
Teknoloji hastanın önüne geçerse
Ertekin’in değerlendirmesindeki önemli noktalardan biri de insan faktörü.
Yapay zekâ sağlık hizmetine girdikçe şu tehlike de büyüyebilir:
Hasta bir insan olmaktan çıkıp yalnızca veriler toplamına dönüşebilir.
Kalp atışı…
Uyku süresi…
Glikoz değeri…
Risk skoru…
Laboratuvar sonucu…
Hepsi önemli.
Ama hiçbiri tek başına insanın tamamı değil.
Sağlık hizmetinin geleceğinde teknolojinin başarısı belki de ne kadar fazla veri ürettiğiyle değil, o veriyi insan için ne kadar anlamlı hale getirebildiğiyle ölçülecek.
Çünkü sağlık çalışanının karşısında yalnızca doğru teşhisi bekleyen bir beden yok.
Endişelenen, soru soran, bazen söyleneni anlamayan, bazen de yalnızca karşısındaki kişinin kendisini dinlediğini hissetmek isteyen biri var.
Eğitim de değişmek zorunda
Üsküdar Üniversitesi, dijital sağlık, sağlık bilişimi, yapay zekâ, tele-sağlık ve simülasyon uygulamalarını eğitim programlarına taşıdığını belirtiyor.
Bu örnek yalnızca bir üniversitenin yaptığı çalışmayı değil, daha büyük bir ihtiyacı gösteriyor.
Sağlık sistemi değişirken sağlık eğitiminin aynı kalması mümkün değil.
Öğrencinin yalnızca bugünkü hastaneye değil, henüz tam biçimini almamış yarının sağlık sistemine de hazırlanması gerekiyor.
Fakat burada önemli bir denge var.
Teknolojiyi bilen sağlık çalışanı gerekiyor.
Ama yalnızca teknolojiyi bilen sağlık çalışanı yetmiyor.
Pencereden bakınca
Belki gelecek bize yepyeni yüzlerce meslek getirmeyecek.
Bazı eski mesleklerin içine yeni yetenekler yerleştirecek.
Beyaz önlük aynı kalabilir.
Mesleğin adı da aynı kalabilir.
Ama o önlüğü giyen insanın yanında taşıdığı bilgi değişecek.
Bir gün hastanın karşısındaki sağlık çalışanının yanında stetoskop kadar doğal biçimde bir yapay zekâ sistemi de bulunabilir.
Asıl soru, o gün geldiğinde makinenin ne kadar akıllı olacağı değil.
İnsanın, elindeki yeni gücü nasıl kullanacağı olacak.
Çünkü sağlıkta teknoloji ilerledikçe insanın değeri azalmak zorunda değil.
Belki tam tersine, insana ait olanın ne olduğunu daha açık biçimde görmeye başlayacağız.
Kaynak: Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin’in sağlık mesleklerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinden hareketle, muhatap editoryal diliyle hazırlanmıştır.
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz: muhatapmerkez@gmail.com
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.