Kimsenin görmediği küçük tercihler
İnsan İçinde Neler Taşır?
muhatap masası / Hezarfen Çelebi
O gün not defterimi kapatırken tuhaf bir şey fark ettim.
Saatlerdir insanlarla konuşuyordum.
Bakkalla…
Berberle…
Kuryeyle…
Öğretmenle…
Emekliyle…
Her birinin hayatı başkaydı.
Ama akşam eve dönerken aklımda anlattıkları değil, anlatmadıkları kalmıştı.
Bir cümlenin ortasında sustukları yerler…
Gözlerini kaçırdıkları anlar…
Gülümseyip geçtikleri küçük kırgınlıklar…
Konuşurken ellerinde çevirdikleri anahtarlar, çay kaşıkları, telefonlar…
İnsan bana hayatını anlatıyordu.
Fakat hayatının tamamı söylediklerinden oluşmuyordu.
Ertesi sabah editörün odasına girdim.
“Sanırım bu kez onları tanımaya başladım.”
Editör başını kaldırdı.
“Hayır.”
Cevabı o kadar hızlı vermişti ki bir an durdum.
“Şimdiye kadar yalnızca dinledin.”
“Başka ne yapabilirim?”
“Bu kez söylediklerinin arkasında ne taşıdıklarına bak.”
Kaygılar
Bir market kasasında sıranın bana gelmesini bekliyordum.
Önümdeki adam, telefonunun hesap makinesini açmıştı.
Sepetteki ürünlere tek tek bakıyor, ekrandaki rakama yenilerini ekliyordu.
Kasiyer ürünleri geçtikçe rakam büyüdü.
Adam önce bir paketi eline aldı.
Kısa bir süre baktı.
Sonra kasanın kenarına bıraktı.
Ardından bir ürünü daha çıkardı.
Kasiyer hiçbir şey söylemedi.
Adam da açıklama yapmadı.
Sırada bekleyenler gözlerini başka yerlere çevirdi.
O birkaç saniyelik sessizlikte kimse ona ne düşündüğünü sormadı.
Ama yaptığı hesap, alışveriş listesinden daha fazlasını anlatıyordu.
Belki o ürünlerden biri akşam sofraya konacaktı.
Belki biri çocuğu içindi.
Belki de eve giderken kendisine, “Zaten çok gerekli değildi,” diyecekti.
Muhabirin Defteri — Market
İnsan bazen kaygısını anlatmaz. Bir ürünü sessizce sepete geri koyar.
Umutlar
Öğleden sonra bir parkta oturdum.
Bir çocuk bisiklet sürmeyi öğreniyordu.
Annesi birkaç adım arkasından yürüyor, çocuk hızlandığında ellerini uzatıyor, yavaşladığında geri çekiyordu.
Çocuk düştü.
Dizindeki toprağa baktı.
Bir an ağlayacak gibi oldu.
Sonra bisikleti yeniden kaldırdı.
“Bir daha,” dedi.
Birkaç metre ilerledi.
Yine düştü.
Yine aynı şeyi söyledi:
“Bir daha.”
Annesi onu ayağa kaldırmadı.
Bisikleti de tutmadı.
Yalnızca yakınında yürümeye devam etti.
Çocuk her denemede biraz daha uzağa gidiyordu.
Belki umut büyük cümlelerle başlamıyordu.
Bazen yere düşen küçük bir bisikletin yeniden kaldırılması kadar sade görünüyordu.
Muhabirin Defteri — Park
Umut bazen başaracağına emin olmak değildir. Yeniden denemeye razı olmaktır.
Tercihler
Otobüs kalabalıktı.
Yaşlı bir kadın, önündeki koltuğa tutunarak ayakta duruyordu.
Bir durak sonra otobüse ondan daha yaşlı bir adam bindi.
Kadın hiç düşünmeden ayağa kalktı.
“Buyurun,” dedi.
Adam önce kabul etmek istemedi.
Kadın eliyle koltuğu gösterdi.
“Ben birazdan ineceğim.”
Oysa inmedi.
Üç durak daha ayakta gitti.
Kimse alkışlamadı.
Kimse dönüp ona bakmadı.
Belki kendisi de akşam olduğunda yaptığı şeyi hatırlamayacaktı.
Ama o kısa anda bir başkasının yorgunluğunu kendi yorgunluğunun önüne koymuştu.
İnsanların kim olduğunu yalnızca büyük kararları anlatmıyordu.
Bazen kimsenin görmediği küçük tercihler de insanın içinden geçen yolu gösteriyordu.
Muhabirin Defteri — Otobüs
Bazı tercihler hayatı değiştirmez. Ama hayatın nasıl taşındığını değiştirir.
Bekleyişler
Bir hastane koridorunda oturan kadını gördüm.
Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmişti.
Kapının üzerindeki ışığa bakıyordu.
Işık her yandığında başını kaldırıyor, sonra yeniden önüne dönüyordu.
Yanındaki boş sandalyede bir mont vardı.
Telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
Açmadı.
Bir süre sonra aynı kişi yeniden aradı.
Bu kez telefonu sessize aldı.
O koridorda zaman, duvardaki saate göre ilerlemiyordu.
Kapının açılmasına göre ilerliyordu.
Kadın hiçbir şey söylemiyordu.
Ama bekleyişi, bulunduğu yere sığmıyordu.
Muhabirin Defteri — Hastane
Bekleyen insan sessiz görünebilir. İçinde ise zaman, herkesten başka akar.
Sessizlikler
Günün sonunda en çok sessizlikleri düşündüm.
Otobüste camdan dışarı bakan adamı…
İş görüşmesinden çıkıp binanın önünde bir süre bekleyen genci…
Kepengini kapattıktan sonra anahtarı kilitte tutan esnafı…
Telefonundaki mesajı okuyup cevap yazmayan kadını…
Aynı masada oturduğu hâlde konuşmayan iki arkadaşı…
Hiçbiri konuşmuyordu.
Ama hiçbirinin sessizliği aynı değildi.
Birinin sessizliğinde yorgunluk vardı.
Bir diğerinde bekleyiş.
Birinde söyleyemediği bir söz…
Bir başkasında söylememeyi seçtiği bir cevap…
Sessizlik, boşluk değildi.
Bazen insanın henüz cümleye dönüştüremediği her şey orada duruyordu.
Muhabirin Defteri
Bugün insanları daha iyi tanıdığımı söyleyemem.
Hatta yaklaştıkça onların biraz daha çoğaldığını hissediyorum.
Aynı olay, iki insanda aynı duyguyu bırakmıyor.
Aynı sessizlik, iki ayrı hayatı anlatabiliyor.
Yine de aralarında görünmeyen bazı yakınlıklar var.
Kaygı…
Umut…
Bekleyiş…
Özlem…
Sevinç…
Kırgınlık…
Bunların hiçbiri herkeste aynı biçimde yaşanmıyor.
Ama insanın içinde taşıdığı şeylerin, dışarıdan görünen kimliğinden daha büyük olduğunu hatırlatıyor.
Editörün odasının kapısını çaldığımda defterim hâlâ açıktı.
“Bu kez oldu mu?” diye sordu.
Bir süre düşündüm.
“İnsanların söylediklerini dinliyordum.”
Bekledi.
“Şimdi söylemediklerinin de hayatlarına dâhil olduğunu fark ediyorum.”
“Peki onları duyabiliyor musun?”
Başımı salladım.
“Henüz değil.”
Sonra marketteki adamı, hastane koridorundaki kadını ve otobüste yerini veren yaşlı kadını düşündüm.
“Ama bazen nerede saklandıklarını görebiliyorum.”
Editör gülümsedi.
“Bu başlangıç için yeterli.”
Masasının üzerindeki kâğıtları topladı.
“İnsanların içinde ne taşıdığına baktın.”
Kapıya yönelirken arkasını döndü.
“Şimdi o insanların birlikte neyi taşıdığına bak.”
O gittikten sonra bir süre masada kaldım.
Pencerenin önünden insanlar geçiyordu.
Her biri başka bir yere gidiyor, başka bir düşünceyi ve kimsenin tamamını bilmediği başka bir hayatı beraberinde taşıyordu.
Defterime son cümleyi yazdım:
İnsan bazen en çok, söylemediği yerde görünür.
Devam edecek…. Ben sokaktaki adamım / Bölüm 6
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz: muhatapmerkez@gmail.com
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.