Doğru anlatı doğru pazar
OSB’de üretilen değer, doğru pazara yalnızca ürünle değil; doğru anlatıyla ulaşır
muhatap masası / Kâmil Terkip
Ben Kâmil Terkip.
Bu, muhatap masası’ndaki ilk yazım.
Dolayısıyla işe doğrudan “ihracat odaklı dijital pazarlama” meselesinden başlamak isterdim. Fakat önce bu masaya nasıl oturduğumu anlatmam gerekiyor.
Çünkü burada yazılan her metin, yalnızca bir konuya değil; onu ele alan insanın nereden baktığına da bağlı.
muhatap ekosistemi hazırlanırken, anlatıların ve güncel meselelerin ortak bir editoryal zeminde ele alınabilmesi için muhatap masası kuruldu.
Bu masa, yalnızca deneyimli gazetecilerin oturduğu ve özgün yazılar hazırladığı bir kurul olarak düşünülmedi.
Çaylaklar vardı.
Henüz soru sormayı yeni öğrenenler…
Çıraklar…
Bir anlatının yalnızca ne söylediğini değil, nasıl kurulduğunu anlamaya başlayanlar…
Kalfalar…
Sahada karşılaştıkları ayrıntıları metnin içinde taşıyabilenler…
Ustalar…
Bilgiyi, insanın hayatındaki karşılığıyla birlikte değerlendirebilenler…
Bir de duayenler…
Yılların tecrübesini kesin hükümler dağıtmak için değil, doğru soruların önünü açmak için kullananlar…
Bu masanın başında Mahir Mazhar bulunuyor.
Onunla ilk görüşmemde uzun bir iş mülakatı yapmadık.
Öz geçmişime baktı.
Daha önce çalıştığım yayınları sordu.
Sanayi haberleriyle neden ilgilendiğimi öğrenmek istedi.
Sonra önümdeki kâğıda tek bir cümle yazdı:
Bir fabrikanın içinde ne görürsün?
“Makine,” dedim.
“Üretim.”
“İşçiler.”
“Siparişler.”
Başını salladı.
“Başka?”
Bir süre düşündüm.
“Emek.”
“Başka?”
Bu kez cevap vermekte zorlandım.
Mahir Mazhar sandalyesinde biraz geriye yaslandı.
“Bir OSB’ye yalnızca fabrikaların toplandığı alan olarak bakarsan, üretimi görürsün ama ilişkiyi kaçırırsın,” dedi.
“Orada yalnızca mal üretilmez.”
“Bilgi üretilir.”
“Meslek üretilir.”
“Şehrin geleceği üretilir.”
“Bazen başka ülkelerle kurulacak ilişkilerin ilk cümlesi de orada doğar.”
Sonra masanın üzerindeki kalemi bana doğru çevirdi.
“OSB yazılarından sen sorumlu olacaksın.”
Kararı o anda verdiğini sonradan öğrendim.
Doğrusu biraz şaşırmıştım.
Çünkü sanayi haberciliği denildiğinde akla çoğu zaman yatırım rakamları, kapasite artışları, yeni tesisler ve ihracat verileri geliyordu.
Mahir Mazhar ise benden bunları tekrar etmemi istemiyordu.
“Rakamı yazarsın,” dedi.
“Ama rakamın hangi insanın hayatında neye dönüştüğünü de ararsın.”
“Fabrikanın ne ürettiğini söylersin.”
“Ama ürettiği değerin doğru insanlara neden ulaşamadığını da sorarsın.”
İlk görevimi birkaç gün sonra verdi.
Koridorda karşılaştığımızda elinde kısa bir toplantı notu vardı.
“Bugün bir yerde şu ifadeyi duydum,” dedi:
İhracat odaklı dijital pazarlama.
Notu bana uzattı.
“Bunu yaz.”
“Teknik bir yazı mı?”
“Hayır.”
“Pazarlama yazısı mı?”
“Hayır.”
“Peki ne yazacağım?”
“Bir OSB’deki üreticinin hayatında bu sözün neye karşılık geldiğini bul.”
Sonra yürümeye devam etti.
Ben de ilk yazımın başlığını henüz bilmeden, cümlenin peşine düştüm.
Bir siteyi yabancı dile çevirmek yetmez
“İhracat odaklı dijital pazarlama” ilk bakışta teknik bir ifade gibi duruyor.
İhracat…
Dijital…
Pazarlama…
Üçü de sanayicinin yabancı olmadığı kelimeler.
Fakat bu üç kelime yan yana geldiğinde, çoğu işletmenin zihninde benzer bir görüntü oluşuyor:
Yabancı dilde bir internet sitesi…
Birkaç ürün fotoğrafı…
Uluslararası platformlarda verilen reklamlar…
Yurt dışına gönderilen tanıtım e-postaları…
Bunların hepsi gerekli olabilir.
Ama hiçbiri tek başına bir işletmeyi ihracata hazır hâle getirmez.
Çünkü bir fabrikanın internet sitesini yabancı dile çevirmek, o fabrikanın değerini başka bir pazarın anlayabileceği dile çevirmek değildir.
Bir yabancı alıcı yalnızca ürüne bakmaz.
Şunları da anlamaya çalışır:
Bu işletme hangi ihtiyaca cevap verebilir?
Ne kadar üretim yapabilir?
Siparişi zamanında teslim edebilir mi?
Kaliteyi sürdürebilir mi?
Sertifikaları yeterli mi?
Satıştan sonra ulaşılabilir mi?
Sorun çıktığında karşısında gerçek bir muhatap bulabilir mi?
OSB’deki işletmenin üretim gücü, yalnızca makinelerinin kapasitesinde değildir.
Yıllardır çözdüğü teknik sorunlarda…
Ustasının el alışkanlığında…
Küçük siparişlere gösterebildiği esneklikte…
Aynı kaliteyi sürdürebilmesinde…
Müşterisi zor durumda kaldığında geliştirdiği çözümde…
Ve verdiği sözün arkasında durabilmesinde de saklıdır.
Fakat bunlar dijital dünyada görünmüyorsa, işletme üretmeye devam ederken değeri fabrikanın duvarları içinde kalabilir.
Daha çok görünmek değil
İhracat odaklı dijital pazarlama, bir işletmeyi olduğundan büyük göstermek değildir.
Gerçekte sahip olduğu değeri, doğru pazarın anlayabileceği biçimde anlatmaktır.
Bu nedenle ilk soru:
“Hangi ülkede reklam verelim?”
olmamalı.
Önce şunu sormak gerekir:
“Biz hangi değerimizle, hangi pazardaki hangi ihtiyacın karşılığı olabiliriz?”
Savunma sanayisine hassas parça üreten bir işletmeyle gıda işleme makinesi yapan bir fabrikanın anlatacağı değer aynı değildir.
Birinin ölçüm kabiliyeti öne çıkar.
Diğerinin hijyen standartları…
Bir başkasının satış sonrası desteği…
Bir diğerinin düşük adetlerde özel üretim yapabilmesi…
Her işletmenin dijital dünyada aynı cümlelerle görünmeye çalışması, hepsini birbirine benzetir.
Oysa ihracatta güven, benzer görünmekten değil; neden tercih edilmeniz gerektiğinin anlaşılmasından doğar.
OSB’nin ortak anlatısı
Mesele yalnızca tek tek işletmeler de değil.
Aynı OSB içinde birbirini tamamlayan üretimler bulunabilir.
Bir işletme parçayı üretir.
Bir diğeri yüzey işlemini yapar.
Başka biri ambalajı hazırlar.
Bir başkası lojistik çözüm sunar.
Fakat bu toplam güç ortak bir anlatıya dönüşmediğinde, yabancı alıcı bölgedeki gerçek kapasiteyi göremez.
Her işletme dijital dünyada tek başına yol arar.
Aynı pazar için ayrı ayrı araştırma yapar.
Aynı ülkelerde birbirinden habersiz temaslar kurar.
Benzer hataları tekrarlar.
Oysa OSB’ler;
sektör bazlı pazar araştırmaları,
ortak yabancı dil içerikleri,
üretim kümelerinin tanıtımı,
alıcı profillerinin belirlenmesi,
dijital görüşme ve güven altyapıları
üzerinden işletmelerin önündeki mesafeyi kısaltabilir.
Burada OSB yönetiminin görevi işletmeler adına satış yapmak değildir.
İşletmelerin kendi değerlerini doğru pazarda anlatabilecekleri zemini güçlendirmektir.
Dijital kapıdan önce güven
Yabancı alıcı önce işletmenin dijital kapısından girer.
Fakat içeride ne bulacağına yalnızca tasarım karar vermez.
Güncel olmayan bir internet sitesi…
Eksik teknik bilgiler…
Birbiriyle uyuşmayan ürün fotoğrafları…
Yanıtlanmayan mesajlar…
Kime ulaşılacağı belli olmayan iletişim kanalları…
İşletme ne kadar güçlü üretim yaparsa yapsın, güveni daha ilk karşılaşmada zedeleyebilir.
Bu nedenle ihracat odaklı dijital pazarlama yalnızca içerik üretimi değildir.
Kurumun kendisini dışarıya nasıl sunduğuyla, gelen talebi kimin karşıladığıyla ve başlayan ilişkinin nasıl sürdürüldüğüyle ilgilidir.
Bir alıcıya ulaşmak başarı değildir.
Onunla güvenilir bir ilişki kurabilmek başarıdır.
Masaya bıraktığım ilk not
Yazıyı tamamladıktan sonra Mahir Mazhar’ın odasına gittim.
Kapısı açıktı.
Metni masasına bıraktım.
İlk sayfayı okudu.
Sonra bana baktı.
“Ne anlattın?” diye sordu.
“İhracat odaklı dijital pazarlamanın yalnızca reklam olmadığını.”
“Başka?”
“Bir işletmenin kendi değerini, başka bir ülkenin ihtiyacı içinde anlaşılır hâle getirmesi olduğunu.”
Başını salladı.
“OSB?”
“Tek tek işletmelerin toplamından daha büyük bir üretim anlatısı kurabilir.”
Bir süre dikkatlice inceledi.
Sonra yazının kenarına şu cümleyi ekledi:
Bir işletme ihracat fırsatı aramadan önce, hangi değeriyle hangi ihtiyacın muhatabı olabileceğini anlamalıdır.
İlk yazım böyle tamamlandı.
muhatap masası’nda OSB’lere neden ayrı bir yer verildiğini de biraz daha iyi anlamış oldum.
Çünkü organize sanayi bölgeleri yalnızca üretim alanları değildir.
Bir şehrin emeğinin, bilgisinin, sermayesinin ve geleceğe dair iddiasının bir araya geldiği yerlerdir.
Orada kurulan her fabrika yalnızca bir ürün üretmez.
Bir meslek alanı açar.
Bir ailenin geçimine katkı sağlar.
Bir tedarik zincirini harekete geçirir.
Bir şehrin başka şehirlerle ve başka ülkelerle kuracağı ilişkiye yeni bir ihtimal ekler.
muhatap masası, OSB’lere yalnızca kaç fabrikanın bulunduğunu veya ne kadar ihracat yapıldığını anlatmak için bakmayacak.
Üretilen değerin neden görünmediğini…
İşletmelerin hangi ilişkilere ihtiyaç duyduğunu…
Şehrin üretim kapasitesinin hangi pazarlarda karşılık bulabileceğini…
Ve üreticiyle doğru insan arasında nasıl güvenilir bir temas kurulabileceğini de araştıracak.
Benim görevim de bu masada, sanayiyi yalnızca makinelerin sesiyle değil; o makinelerin çevresinde oluşan hayatla birlikte dinlemek olacak.
Çünkü OSB’de üretilen bir ürünün sınırı geçebilmesi için önce gümrükten değil, anlaşılma eşiğinden geçmesi gerekiyor.
İhracatın dijital kapısı belki tam da orada açılıyor.
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz: muhatapmerkez@gmail.com
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.