36 Yıllık Terzi Mücahit Ulusoy: “Eskiye Döndük”

36 Yıllık Terzi Mücahit Ulusoy: “Eskiye Döndük”
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yıllardır aynı dükkânda iğne iplikle geçimini sağlayan terzi Mücahit Ulusoy, artan maliyetler ve azalan alım gücü nedeniyle toplumun yeniden tamir kültürüne döndüğünü söylüyor. Ulusoy’a göre, ekonomik şartlar yalnızca alışveriş alışkanlıklarını değil, emeğe verilen değeri de kökten değiştiriyor.

Hezarfen ÇELEBİ
muhatap/POLATLI

Şehrin en eski esnaf sokaklarından birinde, duvarları kumaş parçalarıyla süslü küçük bir terzihane…
Makas sesiyle birlikte nostaljik bir radyo cızırtısı yankılanıyor içeride. O dükkânın baş köşesinde, 36 yıldır aynı titizlikle iğneye iplik geçiren terzi Mücahit Ulusoy, bugünün ekonomik şartlarını kısaca özetliyor: “Eskiye döndük.”

“Eskiden insanlar kıyafetlerini tamir ettirirdi, şimdi yine o günlere döndük,” diyor Ulusoy.
“Yeni almak yerine dikiyoruz, yamıyoruz, onarıyoruz. Çünkü artık kimse kolay kolay yeni bir şey alamıyor. İnsanlar eldekinin kıymetini yeniden hatırladı.”

Ulusoy’a göre, bu dönüş yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda kültürel bir değişim.
“Bir pantolonun paçasını kısaltmak için bile uzun uzun pazarlık yapılıyor,” diyor hafifçe gülümseyerek. “Ama bu, aslında üzücü bir durum. Çünkü pazarlık, artık emeği küçümsemenin bahanesi haline geldi. Emeğe verilen değerin azaldığını hissediyoruz.”

Zanaatkârlığın yalnızca geçim değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan tecrübeli terzi, usta–çırak geleneğinin de büyük ölçüde kaybolduğunu söylüyor:
“Bizim zamanımızda çıraklar sabah erkenden dükkâna gelir, ustasının elini öperdi. İşin adabını, sabrını, emeği öğrenirdi. Şimdi gençler masa başı iş istiyor. Hızlı para kazanmak, kolay yoldan ilerlemek istiyorlar. Oysa terzilik sabır işidir. Kumaşla dost olacaksın, ipliğe saygı göstereceksin. Bu meslek gönül ister. Ben bu düsturla çırak olarak başladığım ustamın yanında 16 sene çalıştım.”

Ekonomik sıkıntıların giderek arttığını, küçük esnafın ayakta kalmakta zorlandığını anlatan Ulusoy, yine de umudunu kaybetmiyor:
“Her şeyin maliyeti arttı; iplik, kumaş, fermuar, hatta elektrik bile… Ama biz elimizden geldiğince üretmeye, direnmeye devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki, biz var oldukça bu meslek de yaşayacak.”

Mücahit Ulusoy’un terzihanesi, bugün sadece kıyafetleri onaran bir yer değil; aynı zamanda geçmişle bugünü buluşturan bir zaman durağı gibi. Her dikişte bir hikâye, her makas darbesinde bir hatıra canlanıyor. O, iğnesini kumaşa değil, bir dönemin kültürüne batırıyor adeta.

Ve sözlerini şöyle noktalıyor:
“Bizim işimiz sabır işi… Ekonomi ne kadar zorlarsa zorlasın, elimiz işte, gönlümüz sanatta oldukça ayakta kalırız. Yeter ki emek kıymet bilsin, ustalığın değeri unutulmasın. Biz bu mekânları, 36 yıldır bağımlısı olduğumuz kumaş rayihalarını koklayabilmek için, zor şartlarda da olsa açık tutmaya çabalıyoruz.”

Ulusoy’un bu sözleri, yalnızca bir terzinin değil, aynı zamanda bir dönemin, bir emeğin ve bir kültürün sesi gibi yankılanıyor.
Her dikişinde geçmişten bir iz, her ilmeğinde sabırla yoğrulmuş bir umut saklı.
Ekonominin sert rüzgârları karşısında dimdik duran bu usta, aslında Polatlı’nın hafızasını da dikiyor, yeniden ilmek ilmek onarıyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ