Dünyada henüz olmayan parça
muhatap masası / Hezarfen Çelebi
ChatGPT’yi çalışma arkadaşı olarak seçmem kurum içinde tuhaf karşılanmıştı.
Bunu açıkça yüzüme söyleyen pek yoktu ama koridordan geçerken bakışlardan, yarım kalan konuşmalardan ve ben yaklaşınca değişen konulardan anlayabiliyordum.
Yadırgayanların sayısı az değildi.
Bazıları bunu kolaycılık olarak görüyordu.
Bazıları, bir anlatı yazarının düşünme işini bir makineye devrettiğini sanıyordu.
Bazılarıysa yalnızca merak ediyordu.
Gerçekten işe yarayacak mıydı?
Ortaya çıkan dosya bana mı ait olacaktı, yoksa ChatGPT’nin yazdığı bir metni kendi adıma mı yayımlayacaktım?
Kimse doğrudan sormuyordu ama gözlerde aynı soru vardı.
Ben de kritik bir takip süreci içinde olduğumu fark ediyordum.
Patron yalnızca bana yeni bir görev vermemişti.
Aynı zamanda kurumun içinde henüz tam olarak anlaşılmayan bir çalışma yöntemini sınamam için alan açmıştı.
Alacağım sonuç merak ediliyordu.
Belki dosyanın kendisinden bile önce, bu iş birliğinin neye dönüşeceği konuşulacaktı.
Muhasebe, patron onaylı Plus paketini bekletmeden uyguladı.
Bilgisayarımın başına geçtiğimde heyecanlıydım.
Daha önce ChatGPT’ye birçok şey sormuştum.
Başlıklar…
Kısa bilgiler…
Cümle önerileri…
Bazen de yetiştiremediğim bir metnin girişini nasıl kurabileceğimi…
Ama bu kez farklıydı.
İlk kez gerçek bir derin analiz girişiminde bulunacaktım.
Önümde yalnızca cevaplanacak bir soru yoktu.
Bir dosya vardı.
Bir fotoğraf vardı.
Patronun güveni vardı.
Bir de iyi sonuçlanırsa alacağım prim.
Ekranı açtım.
Bir süre boş mesaj kutusuna baktım.
Sorunun nasıl sorulacağını düşündüm.
Patronun odasından çıkarken aklımda oluşan cümleyi olduğu gibi yazdım:
Bazı insanlar neden eksik parçayı aramaz da onu kendileri üretir?
Bir kez okudum.
Sonra gönderdim.
Cevabın gelmesini beklerken garip bir heyecan yaşadım.
Sanki masanın karşısında tanımadığım biri oturuyor ve ilk kez onun nasıl düşündüğünü görmeye hazırlanıyordum.
Birkaç saniye sonra ekranda şu cevap belirdi:
Çünkü bazı insanlar eksikliği bir yokluk olarak değil, kendilerine yöneltilmiş bir soru olarak görür.
Çoğu insan eksik parçayı arar.
Bir yerde hazır olduğunu, birinin onu daha önce üretmiş bulunduğunu düşünür.Bazılarıysa bir süre sonra şunu fark eder:
Aradıkları parça dünyada henüz yoktur.
Tam o noktada aramakla üretmek birbirinden ayrılır.
Bu insanlar genellikle daha sabırlı, daha cesur ya da daha yetenekli oldukları için değil; eksiklikle uzun süre yaşamayı kabul edemedikleri için üretirler. Boşluğa bakarlar ve “Bunu kim yapacak?” diye sormak yerine, “Ben yapmazsam ne eksik kalacak?” diye düşünürler.
Elbette ürettikleri ilk parça kusursuz olmayabilir. Hazır parçalar kadar düzgün oturmayabilir. Fakat ona başka bir değer kazandıran şey şudur:
O parça, yalnızca boşluğu kapatmaz; o boşluğun neden var olduğunu da anlatır.
Belki asıl ayrım şurada:
Bazı insanlar dünyayı tamamlanmış bir yapboz olarak görür ve kendilerine düşen parçayı arar.
Bazılarıysa dünyanın hâlâ yapılmakta olduğunu bilir.
Ve eksik parçayı üretir.
Cevabı bir kez okudum.
Sonra bir daha.
Özellikle şu cümlede durdum:
Aradıkları parça dünyada henüz yoktur.
Bu, fotoğraftaki adamı başka türlü görmeme neden oldu.
Ben patronun odasında onun kaybolmuş bir parçayı yeniden yaptığını düşünmüştüm.
Belki kutudan çıkmayan bir parçayı…
Belki yanlışlıkla çöpe atılanı…
Belki de muzip bir çalışan, bu yapbozu satın alacak kişiyi küçük bir sınava sokmak istemiş ve bir parçayı bilerek paketten çıkarmıştı.
Kim bilir…
Belki hiç tanımadığı bir insana, farkında bile olmadan küçük bir gelişim fırsatı bırakmıştı.
Belki de evin bir köşesinde aranıp bulunamayanı…
Oysa cevap bambaşka bir ihtimali önüme koyuyordu.
Belki adam kaybolmuş olanı yeniden üretmiyordu.
Belki o parça daha önce hiç var olmamıştı.
Bir an ana sayfa kapağını düşündüm.
Bazı insanlar fırsat aramaz
Eksik olanı görür ve fırsatı orada kurar
ChatGPT’nin verdiği cevapla kapağın kurduğu düşünce birbirine neredeyse kusursuz biçimde oturuyordu.
Yapboz…
Boşluk…
Arayanlar…
Bulamayanlar…
Dünyayı tamamlanmış sananlar…
Ve hâlâ yapılmakta olduğunu bilenler…
Hepsi güçlü metaforlardı.
Fakat tam da bu yüzden içime bir kuşku düştü.
Bizim görevimiz güzel metaforlar toplamak değildi.
Patron bana bir düşünce egzersizi yaptırmak için prim vaat etmemişti.
muhatap’ta yayımlanacak bir dosya hazırlıyorduk.
Başlığımız fırsattan söz ediyordu.
Patron, görselde yalnızca kendi işini kendi gören bir adam bulunmadığını söylemişti.
Eksik olanı fark eden ve ona kendi imkânıyla karşılık veren bir insan vardı.
O hâlde benim artık şunu anlamam gerekiyordu:
Gerçek hayatta bunun karşılığı, eksik parça neydi?
Bir ihtiyaç mıydı?
Bir hizmet mi?
Bir insanın görülmemesi mi?
Kimsenin gitmediği bir yer mi?
Henüz anlatılmamış bir hikâye mi?
Peki herkesin gördüğü bir eksiklik neden yalnızca bazı insanların önünde fırsata dönüşüyordu?
Bir boşluğu fark etmek yeterli miydi?
Yoksa insanın o boşluğa verebileceği bir karşılığı da olması mı gerekiyordu?
Masadaki fotoğrafa yeniden baktım.
Adam elindeki beyaz kartonu gelişigüzel kesmiyordu.
Ölçüyordu.
Çiziyordu.
Daha önce kestiği ama boşluğa uymayan parçalar masanın üzerinde duruyordu.
Demek ki yalnızca üretmek de yetmiyordu.
Üretilen parçanın gerçekten o boşluğa karşılık gelmesi gerekiyordu.
Bunu not defterime yazdım:
Her eksiklik fırsat değildir
Her üretilen parça da çözüm değildir
Uzun süre bu iki cümleye baktım.
ChatGPT bana iyi bir düşünce kapısı açmıştı.
Ama kapının ardındaki hayatı benim bulmam gerekiyordu.
Çünkü yapay zekâ, eksikliğin ne anlama gelebileceğine dair ihtimaller üretebilirdi.
Fakat hangi eksikliğin gerçek olduğunu ancak insanların hayatına bakarak anlayabilirdik.
Yeni bir mesaj kutusu açtım.
Bu kez sorum daha somuttu:
Bir insanın fark ettiği eksikliğin gerçek bir fırsat olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Tam gönderecekken durdum.
Patronun şu cümlesi geldi aklıma:
Bizim ihtiyacımız o cümlenin insan hayatındaki karşılığını bulmak
Soruyu silmedim.
Ama göndermedim de.
Çünkü ilk defa, cevabı yalnızca ekrandan alamayacağımı fark ediyordum.
Bilgisayarı kapattım.
Defterimi aldım.
Kurumun içinde dolaşmaya karar verdim.
Önce tasarım departmanına gidecektim.
Fotoğrafın nasıl doğduğunu, neden defalarca değiştirildiğini ve herkes tamamlandı derken onların hâlâ neyi eksik gördüğünü soracaktım.
Belki de aradığım ilk somut parça, o fotoğrafın hazırlanma sürecinin içindeydi.
Masamdan kalkarken çevremdeki birkaç kişinin bana baktığını gördüm.
Sonucun ne olacağını hâlâ merak ediyorlardı.
Doğrusu ben de merak ediyordum.
Ama artık elimde başlangıçta sahip olmadığım bir ayrım vardı:
Eksikliği görmek başka şeydi
O eksikliğe doğru karşılığı üretebilmek başka
Ve galiba dosyanın asıl yolculuğu şimdi başlıyordu.
Devam edecek…. Bazı insanlar fırsat aramaz / Bölüm 3
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz: muhatapmerkez@gmail.com
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.