Bin fidan toprakla buluştu
muhatap
Saatler 11.11’i gösterdiğinde Üçpınar Ağaçlandırma Sahası’nda eller toprağa uzandı.
Bir tarafta öğrenciler…
Bir tarafta öğretmenler, kurum temsilcileri ve vatandaşlar…
Kimi elindeki fidanı dikilecek yere taşıdı, kimi kürekle toprağı açtı, kimi de yeni dikilen fidana ilk suyunu verdi.
11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü, bu yıl da “Yeşil Vatan” temasıyla Polatlı’da gerçekleştirildi.
Etkinlik sonunda yaklaşık bin fidan toprakla buluştu.
Önce toprağın nasıl hazırlanacağı anlatıldı
Fidan dikmek dışarıdan bakıldığında oldukça basit görünebilir.
Bir çukur açılır.
Fidan yerleştirilir.
Toprak kapatılır.
Ama sağlıklı bir ağacın ilk adımı, toprağa nasıl bırakıldığıyla başlıyor.
Polatlı Orman İşletme Şefliği ekipleri tarafından günler öncesinden hazırlanan sahada, dikim öncesinde katılımcılara kısa bir bilgilendirme yapıldı.
Orman İşletme Şefi Firdevs Aydemir ve Orman Genel Müdürlüğü personeli, fidanın nasıl yerleştirileceğini ve dikim sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.
Sonra sıra çocuklara ve gönüllülere geldi.
Fidanlar tek tek toprağa indirildi.
Üzerleri kapatıldı.
Can suyu verildi.

Kantay: “Bugün dikilen her fidan, geleceğimizin teminatıdır.” Fotoğraflar: Polatlı Kaymakamlığı
Bir fidan yalnızca bugün için dikilmiyor
Programa Polatlı Kaymakamı Atilla Kantay, Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya, belediye meclis üyeleri, kurum amirleri, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Kaymakam Atilla Kantay, fidan dikmenin yalnızca bir çevre etkinliği olmadığını, gelecek kuşaklara bırakılacak bir miras olduğunu söylerken ağacı şöyle tarif etti:
“Ağaç sadece bir yaprak değildir; etrafında yetişen yüzlerce canlı, toprağın bereketi ve insanların huzurudur.”
Kantay, özellikle orman yangınları konusunda çocukların bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek:
“Bugün dikilen her fidan, geleceğimizin teminatıdır.”
dedi.
Belki fidan dikmenin insana verdiği duygu da biraz buradan geliyor.
Bugün avuç içine sığan bir şeyin, yıllar sonra gölgesinde insanların oturabileceği bir ağaca dönüşebileceğini bilmek.
Çocuklar isimlerini bıraktı
Günün en küçük ama en güzel ayrıntılarından biri etkinliğin sonunda ortaya çıktı.
Bazı öğrenciler diktikleri fidanların yanına küçük tabelalar yerleştirdi.
Üzerlerine isimlerini yazdılar.
Belki birkaç yıl sonra aynı alana geldiklerinde, bugün elleriyle toprağa bıraktıkları fidanı arayacaklar.
Boyuna bakacaklar.
Dallarına.
Belki yanındaki tabelanın hâlâ durup durmadığını kontrol edecekler.
Böylece o ağaç yalnızca kamusal bir ağaçlandırma çalışmasının parçası olmayacak.
Bir çocuğun hafızasında:
“Ben bunu dikmiştim.”
diyeceği bir yere dönüşecek.
Asıl iş bundan sonra başlıyor
Bir fidanın toprağa dikilmesi önemli.
Ama onun ağaca dönüşmesi zaman istiyor.
Su istiyor.
Bakım istiyor.
Korunmak istiyor.
Belki de ağaçlandırmanın gerçek anlamı yalnızca fidan sayısında değil, yıllar sonra kaçının hâlâ ayakta olduğunda ortaya çıkıyor.
Üçpınar’da o gün bin fidan dikildi.
Her biri bugün küçük.
Her biri korunmaya muhtaç.
Ama yıllar sonra içlerinden bazıları gölge verecek.
Bazılarının dallarına kuşlar konacak.
Bazılarının yanından bugün onları diken çocukların çocukları geçecek.
O yüzden fidan dikmek biraz da sonucunu hemen göremeyeceğimiz bir işe emek vermek.
Bugün toprağa küçük bir kök bırakılıyor.
Karşılığını ise gelecek alıyor.
Geleceğe nefes dediğimiz şey belki de tam olarak bu.
Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz: muhatapmerkez@gmail.com
muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.