Sokaktaki Adam / Bölüm 6

Sokaktaki Adam / Bölüm 6
  • ODAK
  • 22 Temmuz 2026 13:57 | Güncellenme: 3 Ağustos 2026 22:09
  • 0
  • A+
    A-
MASAÜSTÜ REKLAM ALANI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Sokaktaki Adam Toplumu Nasıl Taşıyor?

İnsanların arasındaki görünmeyen bağlar


muhatap masası / Hezarfen Çelebi

O sabah editörün odasına girdiğimde elimde sorulardan çok hikâye vardı.

Defterim dolmuştu.

İnsanlarla tanışmıştım.

Onları dinlemiş, sustukları yerde biraz beklemiş, küçük tercihlerine ve kimsenin fark etmediği davranışlarına dikkat etmeye başlamıştım.

Yine de içimde eksik kalan bir şey vardı.

Editör yüzüme bakar bakmaz anladı.

“Ne oldu?”

“Sanırım onları tanımaya başladım.”

“İyi.”

Bir süre bekledi.

“Peki şimdi neyi anlamadın?”

Söylemeden önce ben de cevabı tam bilmiyordum.

“Bu kadar sıradan görünen insanlar…”

Durup doğru kelimeyi aradım.

“…koca bir toplumu nasıl ayakta tutuyor?”

Editör gülümsedi.

“Git.”

“Yine insanlarla mı konuşacağım?”

“Bu kez insanlara tek tek bakma.”

“Peki neye bakacağım?”

“Aralarındaki bağlara.”

Şehir uyanmadan başlayan emek

Sabah erkenden fırının önünden geçtim.

Güneş henüz binaların arasına girmemişti.

Fırının içindeyse gün çoktan başlamıştı.

Hamurlar hazırlanıyor, tepsiler fırına sürülüyor, ilk ekmekler raflara diziliyordu.

Biraz ileride çöp kamyonu ağır ağır sokaktan geçiyordu.

İki görevli, herkes uyanmadan kaldırımlarda birikenleri topluyordu.

Gazeteler büfenin önüne bırakılmıştı.

İlk servis otobüsü fabrikaya doğru hareket etmişti.

Şehir henüz gözlerini açmamıştı.

Ama birileri çoktan onun için çalışmaya başlamıştı.

Sabah evinden çıkan insan, ekmeğini rafta, sokağını temiz, otobüsünü durakta bulacaktı.

Bunların hiçbiri kendiliğinden olmuyordu.

Muhabirin Defteri — Sabah

Görünür hayat, çoğu zaman görünmeden başlayan emeğin üzerine kuruluyor.

Mahallenin küçük anlaşmaları

Öğleye doğru aynı mahalleden yeniden geçtim.

Bir kadın, komşusunun çocuğunu okuldan almıştı.

Karşı apartmandaki adam, yaşlı komşusunun poşetlerini merdivenlerden çıkarıyordu.

Bakkal, veresiye defterine yeni bir satır ekledi.

Müşteri mahcup bir sesle:

“Haftaya kapatırım,” dedi.

Bakkal başını kaldırmadan cevap verdi:

“Hiç sorun değil. Önce evin ihtiyacını gör.”

Bir apartmanın önünde anahtar el değiştirdi.

Evde olmayan komşunun tesisatçısını yan dairedeki kadın karşılayacaktı.

Kimse bu küçük anlaşmalar için toplantı yapmıyordu.

Tutanak tutulmuyor, fotoğraf çekilmiyor, teşekkür konuşması yapılmıyordu.

Ama mahallede birinin yetişemediği yere başka biri uzanıyordu.

Belki mahalle, yan yana duran binaların adı değildi.

Birbirinin eksik kaldığı yeri sessizce tamamlayan insanların kurduğu yakınlıktı.

Muhabirin Defteri — Mahalle

Bir yerde insanlar birbirlerinin yokluğunu fark ediyorsa, orası yalnızca sokaklardan oluşmaz.

Ailenin görünmeyen dengesi

Akşamüstü kalabalık bir otobüsteydim.

Küçük bir çocuk annesinin omzunda uyuyakalmıştı.

Anne koltukta oturuyor, çocuğun başı her sarsıntıda yana düşüyordu.

Baba yanlarında ayakta duruyordu.

Bir eliyle tutamağa, diğer eliyle çocuğun başına destek veriyordu.

Otobüs her fren yaptığında biraz daha eğiliyor, sonra yeniden doğruluyordu.

Kimse ona yer vermedi.

O da istemedi.

Bütün yol boyunca aynı pozisyonda kaldı.

Otobüsten inerlerken çocuğu uyandırmamak için birbirlerine yalnızca gözleriyle işaret ettiler.

Büyük bir karar değildi.

Kimsenin hayatını değiştirecek bir olay da…

Ama o birkaç durak boyunca üç insanın yükü, sessizce paylaşılmıştı.

Belki aile dediğimiz şey, büyük cümlelerden önce bu küçük dengelerde kuruluyordu.

Muhabirin Defteri — Aile

Bazı yükler ortadan kalkmaz. Bir başkası elini uzattığında daha taşınabilir hâle gelir.

Beş dakikalık güven

Bir dükkânın önünde durdum.

Esnaf, yan taraftaki komşusuna seslendi:

“Ben beş dakika çıkıyorum.”

Cevap hemen geldi:

“Git, ben bakarım.”

Dükkânın kapısı açık kaldı.

Kasaya kimse kilit vurmadı.

Sipariş gelirse kimin alacağı, müşteri sorarsa kimin cevap vereceği konuşulmadı.

Beş saniyelik cümlenin içinde yıllar vardı.

Yan yana açılan kepenkler…

Birbirinden alınan bozuk paralar…

Hastalıkta gözetilen dükkânlar…

Birinin müşterisini diğerine emanet ettiği günler…

Güven bazen yüksek sesle ilan edilmiyordu.

Bir insanın arkasını dönüp gidebilmesinde görünüyordu.

Muhabirin Defteri — Esnaf

Dayanışma bazen büyük bir organizasyon değildir. Bir insanın “Sen git, ben buradayım,” diyebilmesidir.

Hatıraları taşıyan insanlar

Akşam eve dönerken çocukluğum geldi aklıma.

Mahalle bakkalı…

Okul yolu…

Bayram sabahları…

Kapı önlerinde oturan komşular…

Yıllardır görmediğim bir berberin dükkânı…

İlk öğretmenimin sesi…

Bir anda fark ettim:

Bazı insanlar yalnızca bugünün işlerini yapmıyordu.

Geçmişimizi de taşıyorlardı.

Bir bakkal, yıllar boyunca aynı mahallenin çocuklarını büyürken görebiliyordu.

Bir öğretmen, öğrencisinin kendisi hakkında unuttuğu bir ayrıntıyı hatırlayabiliyordu.

Bir berber, bir çocuğun ilk saç kesiminden düğün tıraşına kadar hayatının farklı zamanlarına tanıklık edebiliyordu.

Bir muhtar, evlerin içini değil ama o evlerden gelip geçen hayatları biliyordu.

Toplum yalnızca aynı zamanda yaşayan insanlardan oluşmuyordu.

Birbirinin geçmişine tanıklık edenler de o toplumu birbirine bağlıyordu.

Muhabirin Defteri — Hafıza

Bazı insanlar yalnızca hayatımızın içinde bulunmaz. Geçmişimizin kaybolmamasına da yardım eder.

Birbirine değen hayatlar

Günün sonunda notlarımı yan yana koydum.

Fırıncı…

Temizlik görevlisi…

Servis şoförü…

Komşusunun çocuğunu okuldan alan kadın…

Yaşlı birinin poşetini taşıyan adam…

Çocuğunun başını yol boyunca tutan baba…

Yan dükkâna göz kulak olan esnaf…

Hepsi farklı işler yapıyor, farklı hayatlar yaşıyordu.

Ama aralarında ortak bir hareket vardı.

Biri, başka birinin sabahını hazırlıyordu.

Biri, yetişemediği yere uzanıyordu.

Biri, diğerinin yükünden küçük bir parça alıyordu.

Biri, geçmişini unutmamasına yardım ediyordu.

Belki toplum, yalnızca insanların aynı yerde yaşaması değildi.

Bir insanın yaptığı şeyin, hiç tanımadığı başka bir insanın hayatına ulaşmasıydı.

Telefonum çaldığında hâlâ notlarıma bakıyordum.

Editördü.

“Ne buldun?”

“İnsanları tek tek izledim.”

“Bunu zaten yapmıştın.”

“Bu kez yaptıklarının başka insanlara nereye ulaştığını gördüm.”

Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.

“Peki toplumu ne taşıyormuş?”

Cevap vermeden önce düşündüm.

“Büyük binalar değil.”

“Başka?”

“Kurallar da tek başına değil.”

Sokağın karşısında kepengini kapatmakta olan esnafa baktım.

“Birbirinin hayatında küçük bir yer tutan insanlar.”

Editörün sesi yavaşladı.

“İnsan…”

Bir süre sustu.

“En çok başka bir insanın hayatında görünür olur.”

Telefon kapandı.

Defterime o cümleyi aynen yazdım.

Sonra altına kendi cümlemi ekledim:

Toplumu ayakta tutan bağları görebiliyorum. Fakat o bağların içindeki insanın ortak adını hâlâ bilmiyorum.

Ertesi gün editöre son kez dönecektim.

Bu yolculuk boyunca aradığım insanı belki de artık başka bir yerde aramam gerekiyordu.

Devam edecek…


muhatap notu

Bu anlatı, ChatGPT yapay zekâ teknolojilerinden destek alınarak hazırlanmıştır.

Yanlış olduğunu düşündüğünüz bir bilgi ya da eklenmesi gerektiğine inandığınız bir ayrıntı varsa bizimle paylaşabilirsiniz:

muhatapmerkez@gmail.com

muhatap, anlatılarını doğrulanabilir bilgi ve ortak katkıyla geliştirmeyi önemser.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ